BEYIN FIRTINASI NASIL YAPILMALI?

Beyin Fırtınası herhangi bir konuda tartışarak, fikir teatisinde bulunarak ve biraz sonra değineceğimiz teknikleri kullanarak “fikir doğurtma” olarak olarak tasvir edilebilir.

Yıllar önce Viyana’da bir araştırma kuruluşunun Beyin Fırtınası seansına katılmıŞIM. Katıldığım seansın adının bu olduğunu anlamam tamı tamına 10 yıl sürdü. İlgili bankanın müşteri odaklı bir şubeyi nasıl oluşturabileceği ile ilgili fikir yürütmemizi istemişlerdi. Odadaki kağıtlara yazılar yazmış, futurist fikirler dile getirmiştik. Sonunda da her grup kendi uyarladığı banka şubesini hem yazıya hemde şekle dökmüştü. Birlikte bir banka şubesi dizayn etmiştik.

Tasarım Odaklı Düşünme yaklaşımındaki önemli adımlardan birisi de çerçevesi belirlenmiş ve gerekli ön hazırlıkları yapılmış bir Beyin Fırtınası etkinliği.

Bunun nasıl yapılması gerektiğini düşünürken daha önce de yazılarını takip ettiğimi belirttiğim Tina Seelig’in ilgili yazısına rastladım. Tina Beyin Fırtınası konusunda yapılan yanlışlardan yola çıkılarak bu işin verimli ve amaca uygun bir şekilde nasıl kotarılabileceğine değinmiş. Tina’ya göre, Beyin Fırtınası bir araçtan çok bir yetenek. Satranç veya piyano gibi, kuralları olan, herkesin hemen yapamayacağı, bazı kuralları bilmesi gereken bir süreç olarak tanımlıyor.

Bu sebeple, amatörlerden ve kuralları bilmeyen kişilerden oluşan bir grupla yapılan Beyin Fırtınası seanslarından beklenen verimin alınamayacağını söylüyor.

Eğer gerçekten etkili ve inovatif fikirlerin çıkmasını istiyorsak, Beyin Fırtınası’nın nasıl yapılacağı ile ilgili olarak belli başlı kuralları göz önünde bulundurmamızı salık veriyor. Bunlar neler mi?

Osborn, 1953 yılında yazdığı Applied Imagination kitabında bu konuya değinerek 4 madde sıralıyor.

1- Karşı tarafı ve fikirlerini hemen yargılama

2- Çok fazla sayıda fikir üret

3- Alışılmadık fikirleri ve yaklaşımları teşvik et

4- Fikirleri kombine et

Bu ana kuralların dışında, Tina’nın önerdiği diğer bazı hususlar da var. Daha Beyin Fırtınası seansı başlamadan yapılması gereken bazı şeyler olduğunu anımsatıyor. Seansın düzenleneceği odadan başlayalım.

Odanın bir dans gibi olduğunu, bu sebeple ayakta yapılması gerektiği belirtiliyor. Gerekli geniş alanın da fikir teatisini kolaylaştıracağını, ayakta durmanın ve hareket etmenin de fikir alışverişi ve paylaşımlar için uygun zemini oluşturacağına değiniliyor.

Bununla birlikte, fikirlerin not alınacağı yerler oldukça önemli. Ne kadar fazla yazı yazmaya veya notları yapıştırmaya uygun yer varsa, grup o kadar fikir üretmeye yatkın oluyor ve çevre katılımcıları teşvik ediyor. Bunun için herhangi bir yazı tahtası, ayaklı yazı tahtası, post-it kağıtlarının yapıştırılabileceği uygun yerler veya camlar kullanılabilir.

Duvarlara büyük beyaz kağıtların yapıştırılması ve tahta kalem ile yazılması da diğer alternatifler.

Peki Beyin Fırtınası’na kimler katılmalı?

Tina bu konuda biraz konzervatif. Kimi seçtiğinize çok dikkat edin, rastgele birilerini gruba almayın, süzgeçten geçirin diye tavsiyelerde bulunuyor.

Farklı yaklaşımlar geliştirebilecek ve konu hakkında bir miktar bilgisi olan kişiler ile bunun yapılmasının uygun olacağını belirtiyor. Belirttiği diğer bir husus ise, katılımcıların sorumluluğunun fikir üretmek olduğu, son kararı vermenin ise bu gruba ait olmadığı yönünde.

Grubun boyutu da, göz önünde bulundurmamız gereken diğer bir husus. Amazon bu konuda 2 pizza grubu yöntemini benimsiyormuş. Buna göre toplam grubun büyüklüğü, 2 adet pizza ile doyabilecek, pek büyük olmayan bir gruptan oluşmalı. Bunu 6 ila 8 arasında insanın oluşturduğu bir grup olarak tahayyül edebiliriz.

Peki bu seansın konusu ne olacak, mekanda katılımcılar dışında kişiler de olmalı mı, seansa nasıl başlamalı, süreç nasıl işlemeli, fikirler nasıl yazıya dökülebilir, ne kadar sürer ve nasıl bitirilir? Bu soruların cevabına bir sonraki yazımızda cevap aramaya çalışacağız.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *