Tasarim ve Sosyal Inovasyon

Guc Bende! hareketinin temelinde ‘Tasarim Odakli Dusunme’ sistematiginin yattigina daha once deginmistik.

Kisaca ozetlersek ‘Tasarim Odakli Dusunme’ sistematigi; bir olaya veya probleme belli bir sistem ile yaklasmayi, problemi cok iyi anlamayi, problemin paydaslari ile empati yapmayi, bazi uzmanlarin deyimi ile soruna cocukca, yani sinirlardan arinmis bir bicimde yaklasarak yaratici cozumler uretmeyi, isbirligi yapmayi, hizli bir sekilde prototip uretmeyi ve uygulamayi iceriyor.

Guc Bende! hareketi kapsaminda sundugumuz icerik, Tasarim Odakli Dusunme sistematiginin oldukca yalin bir hali olarak gorulebilir. Amaclarimizdan birisi, katilimci ogrencilerin bu yaklasima asina olmalari ve ilerleyen zamanlarda bu sistematigi kullanarak daha farkli problemlere, ornegin asagida degindigimiz meselelere yonelik cozum gelistirebilmeleri.

Tasarim Odakli Dusunme sistematigini bir alet cantasi gibi dusunebilirsiniz. Tasarim Odakli Dusunme sisteminin temel amaci, icerisinde onlarca alet olan bu cantayi size tanitmak, karsilastiginiz duruma gore hangi aletin nasil kullanilmasi gerektigini size anlatmak. Cantamizdaki bazi aletleri soyle siralayabiliriz: fikir haritalandirilmasi, beyin firtinasi, empati icin etkinlikler- sapka degisimi, deger zinciri analizi, fizibilite analizi, yaraticilik aktiviteleri, konsept gelistirme, farzedelim ki seklinde fikir teatileri, prototip yapma, guven insa edilmesi vs gibi sayilari 100’u bulan teknikler. Bunlar temelde 4 yada 5 adimdan olusan Tasarim Odakli Dusunme sistematiginin ilgili adimlarinda kullanilabilecek teknikler. Hulasa, bu yaklasim bize cozmek istedigimiz problemlere ‘tasarim’ pencerisinden bakmayi, bir masa, sandalye tasarlar gibi gerekli ‘aletleri’ kullanarak cozumu tasarlamayi ogutluyor. Peki buna neden ihtiyacimiz var?

Zira karsi karsiya kaldigimiz donusumler, riskler ve problemler yaratici bakis acisini ve inovatif girisimleri zaruri kiliyor. Yerel kalkinma bu alanlardan birisi. Bu kapsamda, toplumlarin kendi sorunlarina yonelik olarak ozgun cozumler uretmeleri ve bu sekilde sosyal kalkinmayi saglamalari bekleniyor.

Kendi enerji gereksinimini kendi karsilayan, hatta bu isten para da kazanan koyler. Isinma, elektrik ve sicak su ihtiyacini kendi kurduklari isletmede, kendi hayvanlarinin ve bitkilerinin artiklarindan ureten, veya gunes enerjisi sistemleri ile bunu saglayan koyler.

Yerelde ihtiyac sahibi insanlari kendi imkanlari ile doyuran ve giydiren, kosebaslarinda herkesin evindeki fazla yiyecegi veya giyecegi paylastigi dolaplar bulunan bir mahelle. Herkesin evindeki fazla gidayi veya esyayi haber verdigi ve harita uzerinde isaretledigi cep telefonu yazilimlari.

Herkesin evlerindeki alet ve edevatlari paylasmasini saglayan bir platform.

Basit aletletin yapilmasini ve tamir edilmesini saglayan tamir kafeler veya yine yereldeki girisimciler tarafindan olusturulmus, gerekli aletlerin ve 3D yazicilarinda oldugu ‘Yapimhane’ ler.

Imece usulunun gelismis bir versiyonu olarak, insanlarin birbirlerine yardim ettikleri ve burada harcadiklari zamanlarin degis-tokus yapabildikleri ‘Zaman Bankalari’.

Cleveland’ta oldugu gibi, sehirdeki yiyecek (sebze ve meyve) ve elektrik ihtiyacini belirleyip bunlari yerelde karsilayacak kooperatif sistemlerinin kurulmasi, boylece hem yeni is olanklarinin yaratilmasi hem de daha once disariya giden buyuk miktardaki paranin yerelde kalmasinin saglanmasi.

Cogaltilabilecek bu orneklerin ortak bir noktasi var: Yerel olmalari, buyuk/global bir hiyerarsinin alt unsurlari olmamalari ve yerel cozumler uretmeleri.

Oldukca hizli gelisen globallesme cagindan sonra, insanlarin yerellesmeye donuk adimlar adimlar attigini ve global olandan lokal olana yoneldigini gosteren bircok emmare var. Yukarida anilan ve sayilari belki binleri bulan bu tur sosyal inovatif girisimler bu gidisati gosteriyor olabilir.

Ezio Manzini’nin ‘Sosyal Inovasyon ve Tasarim’ adli eserine daha once deginmis ve onemli gordugumuz bazi noktalara deginecegimiz soylemistik.

Ezio, yukarida andigimiz orneklerin gosterdigi seyin ‘Yayilmis/dagilmis/daginik/merkezi olmayan (distributed) sistemler’ oldugunu soyluyor. Bu sistemlerin gittikce yayildiginin goruldugunu, toplumlarin karsi karsiya olduklari problemlere kendi cozumlerini urettiklerini ifade ediyor. Bunun ise,  global dunyada alisik oldugumuz sekliyle buyuk bir hiyerarsinin parcasi olma durumundan, yerel ve kucuk olcekteki, ama birbirleriyle de iletisim icerisinde olan sistemlere gecisi gosterdigini belirtiyor.

Teknolojik gelismelerin bu sistemlerin kurulmasinda ve yayginlasmasindaki rolu yadsinamaz.

Bahse konu kucuk capli bu daginik sistemlerin temel ozelliklerinden birisi, sosyal etki odakli olmalari ve gelisen teknolojik altyapiyi kullanmalari. Bununla birlikte yerel insanlar tarafindan, yerel ihtiyaclari karsilamaya donuk olarak tasarlanmis olmalari yonuyle de ‘global ve hiyerarsik’ sistemlerden ayrildiklarini soyleyebiliriz.

Peki bahse konu daginik sistemlerin ne tur cesitleri vardir ve bunlarin tasarimi nasil yapilabilir?

Ezio bunlari su sekilde siraliyor:

Daginik altyapi sistemleri: Temelde enerji gibi ihtiyaclarin toplumlarin kendi yerel dinamikleri icerisinde olusturacaklari yapilar tarafindan karsilanabilir.

Daginik gida aglari: Topluluklarin kendi gida ve yiyecek ihtiyaclarini karsilayacak yerel olusumlari kurmalari mumkundur. Bunun gerceklestirilebilecegini gosteren bircok ornek bulunmaktadir. Bu konuda daha once yazdigimiz ‘CLEVELAND’TAN ÇIKSAK YOZGAT’A VARIR MIYIZ?’ yazimiza bakilabilir.

Daginik uretim sistemleri: Global uretimden yerel uretime gecis olarak adlandirilabilecek bu dalga ise, gelisen ve ucuzlayan teknolojik ekipmanlar ile yerel uretim birimlerinin kurulmasinin ve isletilmesinin mumkun oldugunu, 3D gibi uretim cihazlariyla ve ‘Kendin Yap – Do It Yourself’ gibi girisimler ile yerel uretimin mumkun oldugunu belirtiyor.

Daginik iktisadi yapilar: Genel kabul gormus global yapilardan ziyade yeni daginik sistemlerin yerel, birbirleriyle gecisli ve temelde sosyal ekonomi olarak adlandirilan gruba dahil olmalari bekleniyor. Aslinda bu kapsamli bir paradigma degisimini de beraberinde getiriyor. Zira genelde ‘kapitalist’ olarak gorulen ve aslinda pek de hazzedilmeyen ekonomik yapilar yerine yerelde olusabilecek kucuk olcekli, rekabetci ve diger daginik sistemlerin olusturdugu bir sebekeye bagli olan yapilarin yayginlasip kok salmalari buyuk bir donusumu de beraberinde getirecektir.

Burada uzerinde durulmasi gereken diger bir konu ise ‘esneklik’ olarak karsimiza cikiyor. Zira bir sistemin yerel olmasi, yerel bir ihtiyaca cevap vermesi ve kucuk olcekli olmasi o sistemin daha esnek oldugunu ve yereldeki gelismelere gore yeniden sekillenebilecegini de gosteriyor.

Ezio bu ‘esneklik’ kavraminin gittikce daha da onemli olacaginin altini ciziyor.

Bu noktada, toplumsal yaraticiligin ve girisimciligin onemi ortaya cikiyor.

Bunun ise gerceklesmesi,

Tum bu yeni gelismeler, yeni yapilar ve dinamikler, bu yeni kurumlarin tasarim odakli olarak irdelenmesini ve etraflica tartisilmalarini gerekli kiliyor.

Peki bahse konu alanlarda, yerel unsurlar nasil kendi sistemlerini gelistirebilirler? Bu surec nasil yurutulebilir, hangi araclar gerekir, nasil uygulamayaya koyulabilir?

Biz bu noktada ‘Tasarim Odakli Dusunme’ sistematiginin oldukca onemli bir rol icra edebilecegini dusunuyoruz. Gelecek yazilarilarimizda bu konuyu ele almaya devam edecegiz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *