Düşünce kalıplarımız ve Empati (1)

Metro çıkışında dünyanın en iyi kemancısını dinlediğinizde kaç para bahşiş verirsiniz? Joshua Bell, dünyanın en iyi kemanistlerden birisi sayılıyor. Washington Times gazetesinin muhabiri ile birlikte yaptıkları sosyal bir deney çok önemli bir gerçeğin bir kez daha altını çizmiş: düşünce kalıplarımız dünyayı algılamamızı önemli ölçüde sınırlıyor.

Güç Bende! Hareketi kapsamındaki temel hedeflerimizden birisi, öğrencilerimizi problem çözücü bireyler olarak yetiştirmek. Bunun önemli bir yolunun, Tasarım Odaklı Düşünme yaklaşımı olduğuna inanarak, bu düşünme sistematiğinin sadeleştirilmiş halini öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin hizmetine sunduğumuzu daha önce belirtmiştik. Tasarım Odaklı Düşünme, her alana uygulanabilen bir düşünce sistematiği. Sorunlara yaratıcı çözümler geliştirmemiz için önümüzde duran problemlere yaklaşırken belli yolları takip etmemizin ve bazı araçları kullanmamızın önemli olduğuna vurgu yapıyor.

Tasarım Odaklı Düşünme yaklaşımında en önemli adımlardan birisi, probleme doğru açıdan yaklaşabilmek, problemi tam olarak anlayabilmek ve doğru soruyu sorabilmek.

Bunu yapabilmek ise, sorunun paydaşlarını anlamayı, onlar ile hemhal olmayı ve olaylara o insanların gözü ile bakmayı gerektiriyor. Empati olarak adlandırdığımız bu yetenek, 21. yüzyıl meziyetlerinden birisi olarak sayılıyor.

Einstein (Türkçesi:Tektaş – evet böyle hiç etkileyici olmadı),  kendisine 60 dakika verilip bir problemi çözmesi istendiği takdirde, ilk 55 dakikasını doğru soruyu sormak için kullanacağını, geri kalan 5 dakikayı ise o soruyu çözmek için kullanacağını belirtiyor.

Ele alınan bir sorunun çözümü için ise, doğru soruyu sorabilmek ve çözülmek istenen problemin gerçek nedenlerini anlamak, bunun için ise sorunun paydaşlarının düşünce dünyasını iyi bir şekilde irdelemek, onların bakış açıları ile olaya bakmak hayati öneme sahip.

İşte bu noktada, empati yapacak kişinin belli önyargılardan arınarak olaylara yaklaşmasının önemli olduğunu vurgulamak gerekiyor. Hatta bazı uzmanlar bu durumu, olaylara çocukça bakmak gerektiği ile açıklıyorlar. Söylemeye çalıştıkları şey ön yargılardan, korkulardan ve kalıplaşmış bakış açılarından sıyrılarak olayları gözlemlemek. Zira empati yapmak, bir başkasının gözü ile olaylara bakmayı gerektiriyor. Bu ise aslında görüldüğü kadar kolay olmayan, bir o kadar da önemli bir uygulama. Yukarıda da değindiğimiz gibi, olaylara farklı açılardan bakabilmek önemli fakat bir okadar da zor. Alışık olduğumuz bakış açılarından sıyrılabilmek ise belki en zoru.

Girişte bahsettiğimiz dünyaca ünlü kemanistimizin ana aktörü olduğu sosyal deney de işte bu zaafiyetimizi ortaya çıkarmak için yapılmış. Washington Post muhabiri, Joshua Bell adlı dünyaca ünlü kemanisti, ki kendisinin bir konserini dinlemek için 100 dolardan başlayan bilet ücretlerini gözden çıkarmak gerekiyor, New York’ta bulunan bir metro istasyonuna götürmüş. İstasyonun çıkışında başında bir şapka ile Joshua Bell o büyüleyici parçalarını çalmaya başlamış. Önüne de küçük bir kutu koyup yolculardan bahşiş toplamaya çalışmış. Fakat önünden geçen 1000’i aşkın kişiden sadece birisi Joshua Bell’i tanıyarak icra ettiği müziği takdir etmiş ve 20 dolarlık bir bahşiş bırakmış. Diğer insanların büyük çoğunluğu, karşılarında sıradan bir sokak sanatçısı olduğu düşüncesiyle hiç kulak kabartmamışlar ve dinlemeden uzaklaşmışlar, bir kısmı ise bir müddet dinleyip birkaç dolar bahşiş bırakıp ayrılmışlar.

Bu ve benzeri birçok olayın bize gösterdiği gerçek, düşünce kalıplarımızın içinden çıkamadığımız ve kendi kendimize oluşturduğumuz bu “yapay gözlük” ile etrafa baktığımız, bunun ise aslında bize çok pahalıya mal oluyor oluşu. Daha da acı olanı ise, belki bu “gözlüğü” artık bir parçamız hissetmemiz ve yadırgamamamız.

Güç Bende! Hareketi kapsamında yaptığımız uygulamalarda da üzerinde durduğumuz hususlardan birisi, öğrencilerin belirledikleri sorunu ve bu sorunun paydaşlarını derinden anlamaya çalışmaları, olaylara farklı açılardan bakabilmeyi denemeleri. Bunu, o konuda araştırma yaparak, gözlemleme veya ilgili kişilerle kısa röportajlar yaparak, çizim yaparak ve doğru soruyu sormaya çalışarak yerine getirmelerini tavsiye ediyoruz.

Peki bu neden önemli?

Bir sonraki yazımızda empati ve önemini tartışmaya devam edeceğiz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *