Doğru Soruyu Sorabilme ve Empati (2)

Afrika’ya onyıllardır yapılan insani yardımlara karşılık elde edilen verimin beklentilerin altında kaldığı birçok kişi tarafından ifade ediliyor. Stanford Tasarım Okulu’ndaki bir çalışan, Afrika’nın bir köyüne gidip bir müddet onlarla yaşadığını, insanların düşüncelerini, günlük yaşamlarını, önceliklerini ve beklentilerini anlamaya çalışarak belli bir alanda çözüm üretmek için çalışma yaptığından bahsediyor. Bu süreçte yerlilerden aldığı bir tepki şu olmuş: “Afrika insanına yardım etmek isteyenler bizim adımıza düşünüp karar veriyorlar ve yardım yaptıklarını düşünüyorlar, sizin bizi ve gerçek ihtiyaçlarımızı anlamaya çalışmanıza minnettarız”.

Bu sebeplerden dolayı, bazı uzmanlar Tasarım Odaklı Düşünme yerine İnsan Odaklı Tasarım kavramını kullanmayı yeğliyorlar. Zira Tasarım Odaklı Düşünme, haddizatında insanı merkeze alarak çözüm geliştiren bir yaklaşım. Bu sebeple uygun gördüğümüz yerlerde biz de İnsan Odaklı Tasarım kavramını kullanabiliriz.

Tina Seelig, insan odaklı olmanın yanında, insanlara doğru soruyu sormanın da olayları sağlıklı bir şekilde analiz etmek için önemli olduğuna vurgu yapıyor.

Burada, sorulacak en önemli sorunun ise “Neden?” sorusu olduğunu belirtiyor. Bunu ise Stanford hocalarından Micahel Barry’nin “ihtiyaçları nasıl belirlersiniz” dersine dayandırıyor.

Michael Barry, bir konuyu derinlemesine anlamanın en önemli aşamasının gerçek ihtiyacın ne olduğunu anlamak olduğunu belirtiyor. Dersi boyunca ihtiyaçların nasıl belirlenebileceğine yönelik yöntemleri anlatıyor. Derste anlattıklarından birisi, verim alacak şekilde nasıl röportaj yapılabileceği, handi soruların sorulabileceği yönünde.

Bu noktada önemli bir noktaya temas ederek şu örneği veriyor: size, bana bir köprü yapmanızı istediğimde hemen gidip köprü yaparsınız. Fakat bunun yerine ilk önce bana “Neden köprüye ihtiyacınız var?” diye sormanız gerekirdi. Ve ben bu durumda size, suyun karşı tarafına geçmek istediğim için derdim. Bunun üzerinde siz, aslında bunun için köprü yapmak dışında başka alternatiflerde olduğu cevabını verebilirdiniz. Mesela tunel, kayıkla geçmek, kano kullanmak gibi. Belki siz birkaç soru sorarak benim gerçekten neden karşıya geçmek istediğimi de sorabilirdiniz. Ben ise size, işimin nehrin diğer tarafında olduğunu söyleyerek cevap verebilirdim. Bu durumda size belki nehrin diğer tarafına geçmeden, evimin bulunduğu tarafta yaşamımı idame ettirebileceğim alternatifler geliştirebilirdiniz.

Michael Barry’nin göstermeye çalıştığı şey, sorunun muhataplarına doğru sorular sorulmadığı takdirde bahse konu sorunun temeline inmenin mümkün olamayacağı, sorunun muhataplarını gerçekten anlamadan geliştirilen çözümlerin ise doğru çözümler olamayabileceği yönünde.

Hülasa, sorunun muhataplarını anlamaya çalışma süreci başlı başına önem arzetmekte ve iğne oyası titizliği ile muhatabımızı ve olayı dikkatli bir şekilde tetkik etmemizi gerektirmektedir.

Peki “empati” yeteneğini geliştirmeye yarayacak ne tür aktiviteler var?

Bazı örnek aktiviteleri de içerecek şekilde, bu soruya ilerleyen günlerde cevap vereceğiz.

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *