Yaratıcılık, Hayal Etme, İnovasyon ve Girişimcilik Üzerine…

Son zamanların en gözde kelimeleri herhalde inovasyon ve yaratıcılık olsa gerek. Güç Bende! Hareketi’nin de sıklıkla vurguladığı bu kavramlar etraflıca tartışılmayı ve tanımlanmayı hak ediyor.

Neredeyse her alanda inovatif ürünlerle, kombinasyonlarla veya hizmetler ile karşılaşıyoruz. Zira geçmişe nazaran inanılmaz bir hızla artan bilgi yığınları, birbirlerini tetikleyen buluşlar, etrafımızda şahit olduğumuz sosyal ve teknolojik dönüşümler, gittikçe artan rekabet, global sınırlılıklar olarak da anılan elimizdeki doğal kaynakların sınırlı olduğu ve bunları tasarruflu bir biçimde kullanılması gerektiği gibi gerçekler inovasyonu tetikliyor.

Bazen inovasyon, yaratıcılık, hayal etme gibi kavramları birbirlerini ikame edecek biçimde kullanabiliyoruz.

Stanford Üniversitesi’nde bu konularda dersler veren Tina Seelig yakında çıkacak kitabında bu kavramları yerli yerine oturtacak tanımlar yaptığını son yazısında duyurdu. Kitabın bir bakıma kısa bir özeti de sayılabilecek bu yazıda kendi geliştirdiği İnovasyon Döngüsü — Innovation Cycle modelini anlatıyor. Okuyunca benim de bu kavramları kullanırken bazı yanlışlara düşüyor olduğumu farkettim. Zira bu kavramları yerli yerine oturtmak ve birbirleri ile olan ilintilerini ortaya koymak oldukça önemli.

Tina Hanım’ın ileri sürdüğü modele göre bu kavramların birbirleri ile olan ilintisi şu şekilde:

Hayal Etme -> Yaratıcılık -> İnovasyon -> Girişimcilik

Bu kavramları ise şöyle açıklıyor;

Hayal Etme: Eldeki bilgileri kullanarak, olmayan şeyleri veya kombinasyonları hayal etmek

Yaratıcılık: Bu hayal gücünü ve düşünülen şeyleri bir problemin çözümü için kullanmak

İnovasyon: Düşünülen çözümü, daha önce mevcut olmayan kullanışlı ve uygulanabilir hale dönüştürmek.

Girişimcilik: Ortaya çıkarılan ürünü piyasa dinamiklerine ve talebe göre şekillendirme, cazip bir şekilde sunabilme.

Bu tanıma göre, hayal etme becerimiz bizi yaratıcılığa, yaratıcılığımız bizi inovasyona yönlendiriyor.

Fakat burada bence dikkat edilmesi gereken bir husus, her insanın anılan bu 4 alanda da mahir olamayabileceği gerçeği. Bazı insanların hayal etme yetileri çok kuvvetli olabilirken bazıları inovatif fikirleri ürüne dönüştürüp pazarlamada daha iyi olabiliyorlar. Özellikle işin girişimcilik kısmının ayrı bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Tüm bunları söylerken, bu yeteneklerin tümünün sonradan geliştirmeye açık olduğunu da akılta tutmakta fayda var.

Tina’nın Eylül ayı sonlarına doğru çıkacak kitabını beklerken, yeni ekonomi düzeninin ana omurgasını oluşturan inovatif girişimlerin artması için ilk adımın hayal etmek olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *