Kendini tanımak ve bulmak…

Madrid’te gerçekleşen DFC World buluşmasında ilk günü oldukça heyecanlı başladı. “Icebreaking” olarak adlandırılan kaynaşma aktiviteleri sonrasında Kiran Bir Sethi’nin sunumuna geçildi. Salonun arka tarafındaki geniş alanda toplanarak çember oluşturduk. “Kaynaşma aktiviteleri” kapsamında herkes isminin baş harfi ile başlayan ve Design For Change (Tasarım ile Dönüşüm) hareketinin misyonu ile alakalı bir kelime söyledi. Ben “sympathy-sempati” kelimesini bulabildim. Bu etkinlikten hemen sonra başka bir etkinliğe geçildi. Bu etkinliğin amacı ise farklı ülkelerden gelen katılımcıların isimlerini öğrenebilmekti. Tam o amaca hizmet etmesede genel olarak isimleri öğrenme ve kaynaşma adına güzel bir etkinlikti. Bu aktivitenin kuralı şöyle: herkes karşılaştığı kişiye ismini soruyor, sonra karşıda duyduğu ismi kendi ismi olarak kabul ediyor. Daha sonra karşılaştığı başka bir kişiye kendini o isimle tanıtıyor. Bir süre sonra kendi ismi ile adlandırılmış diğer parterini bulunca oyunu kazanarak çemberden dışarı çıkıyor. Örneğin, ben Kate ile tanışında benim ismin Kate, Kate’in ismi ise Seyithan oluyor. Kate tanıştığı kişilere benim ismim Kate diyor, karşıdakinin ismi Nikita ise bu sefer Nikita olarak kendini tanıtmaya başlıyor. En sonunda benim ismim Nikita dediğinde karşıdaki kişi ben Kate dediğinde oyun bitiyor. Maalesef kendini bulamayan birkaç kişiden biri de bendim.

İşin “kendini bulmak” kısmı burasıydı ve aslında pek zor değildi.

Fakat kendini tanımak kolay olmasa gerek.

Kiran bu etkinlikten sonra yaptığı konuşmayı bu konuya ayırdı.

Kiran Bir Sethi, “Dönüşüm İçin Tasarım” isimli global hareketin kurucusu ve halihazırdaki yöneticisi. Bizimde parçası olduğumuz “Dönüşüm İçin Tasarım”  hareketini yaklaşık 10 yıldır daha ileriye taşımak için koşturuyor.

Yaklaşık 1 yıl önce tanışmıştık kendisi ile. İlk görüşmemiz Skype üzerinden olmuştu. Ben ABD’de, o ise Hindistan’da idi. Fakat ilk görüşmemizde bile kendisinin oldukça sempatik, enerji dolu ve yürüttüğü bu harekete ne kadar tutku ile bağlı birisi olduğunu fark etmiştim. Daha sonra Nisan ayında İstanbul’da Güç Bende! Hareketi kapsamında yaptığımız etkinliklere katıldı. İstanbul’da birlikte geçirdiğimiz birkaç gün içinde kendisinden çok şey öğrendim. Her zaman yüzü gülen, hayata sürekli pozitif bakan ve etrafa enerji yayan bir hanımefendi. Bu ve benzeri birçok özelliklerinden dolayı 2016 yılında dünyadaki en iyi 10 öğretmenden birisi olarak seçildi.

Bu seferki İspanya buluşmamızda da yine aynı sevecenliği ve heyecanı ile buluşmamıza renk kattı.

Çocuklara kendilerini tanımayı öğretmeliyiz dedi.

Bunun bir yolunun ise onlara hayatı ve hayatın gerçeklerini uygun bir biçimde tanıtmaktan geçtiğini vurguladı.

Onları, daha az konuşmamızı ve çocukları daha fazla dinlememizi istedi. Kendisi de bir öğretmen olan Kiran detaylara dikkat etmemizi tavsiye ederek, çocukların bu ufak detaylara tahminimizden çok daha fazla dikkat ettiklerini belirtti. Bugünün çocuklarının yarının sosyal girişimcileri olacağını, onlara o gözle bakıp muamele etmemizi istedi.

Daha sonra “Dönüşüm İçin Tasarım” hareketi ile ilgili bazı teknik konulara değindi.

Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” ile “Dönüşüm İçin Tasarım” hareketi kapsamında yapılan faaliyetlerin nasıl örtüştüğünden bahsetti.

Bu kapsamda Madrid’te aramızda bulunan ve UNICEF ortaklığı ile çalışmalar yapan bir katılımcı bulunduğumuz ülkelerdeki Birleşmiş Milletler ofisleri ile birlikte ortak bazı çalışmalar yapılabileceğini ve kendilerinin buna destek verebileceklerinden bahsetti.

Kiran, her an ölebileceğimiz, geriye çocuklarımın bizi iyi anacakları hatıralar bırakmamız gerektiğini hatırlatarak konuşmasını bitirdi.

Kiran’ın son gün yapılan bir atölye çalışması esnasında öncülük ettiği bir aktivite ise oldukça ilginçti.

Vücut uzuvlarınızı düşünün dedi. “Eliniz, ayağınız, kulağınız, kalbiniz… Sizin için çalışıyor onlar, hem de yıllardır… Sizin ürettiğiniz herşeyde pay sahibi onlar… Şimdi gözlerinizi kapatın ve 5 dakika boyunca seçtiğiniz bir organa teşekkür edin… Onun sizin hayatınızda ne kadar önemli olduğunu hatırlayın… VE bunlar için şükredin..”

Hepimiz için oldukça verimli ve öğretici bir 5 dakikaydı…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *