“Çekinme, merhaba de”

Macau’dan hikayeler paylaşmaya devam ediyoruz. Dönüşüm için Tasarım Macau(Design for Change Macau) ekibinin önderliğinde gerçekleştirilmiş iyi uygulama örneklerinden iki tanesini bu yazıda ele alacağız. Seçtiğimiz çözüm önerilerinin ülkemiz için de ilham kaynağı olmasına dikkat ediyoruz. Bu çerçevede dikkate değer bulduğumuz uygulama örneklerini paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu arada bir parantez açarak önemli bir mevzuyu da dile getirmiş olalım. Güç Bende! Hareketi kapsamında gerçekleştirilen projelerin büyük çaplı projeler olması gerekmiyor. Bir öğrenci grubunun nezaket konusunu ele alması ve okulda bu yönde çalışmalar yapması, diğer öğrenci grubunun sınıflarını güzelleştirme adına yeni bir çalışmaya imza atması gibi her boyuttaki proje bizim için çok değerli. Katılımcı öğrencilerin proje uygulama sürecinde edindikleri deneyimlerin çok daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu süreç içerisinde öğrencilerin zihinlerinde ufak da olsa bir dönüşüme vesile olması, gerçekleştirdikleri projenin etkisinin sınıfta, okulda ve dışında hale hale yayılması, gelecekte başaracakları daha büyük işler için kendilerinde enerji bulmaları bizler için çok değerli. Bu sebeple, rehberimizde yer verdiğimiz 4 adımın takip edilerek ortaya çıkarılan her “küçük dokunuşun” hep birlikte çizmeye çalıştığımız büyük resimde önemli bir yeri olacağını düşünüyoruz.

Örneğin Danimarka’daki bir grup öğrenci, sınıflarındaki kabloların kötü göründüğünü düşünerek bunu çözmeye koyulmuşlar. Sınıftaki gönüllüler evlerinden kullanılmayan kumaşları getirmişler. Kabloların etrafına renkli kumaşları dikerek sınıftaki kabloların sarmaşık gibi görünmesini sağlamışlar.

Tekrar Macau’ya dönersek, bir grup ortaokul öğrencisinin dikkatini çeken problem okuldaki öğrencilerin birbirlerine selam vermedeki çekingenlikleri olmuş.

Bu durumun gittikçe olağanlaştığını tespit etmişler. İnsanların artık okulda karşılaştıkları kişilere selam vermediğini, “merhaba, günaydın, iyi günler” gibi hitapları kullanmada çekindiklerini görerek bu konuya eğilmeye karar vermişler. Okuldaki öğrencilerin bu çekingenliklerini kırmaya yönelik yapılacak bazı aktivitelerin işe yarayacağını görmüşler. Bu çerçevede hazırladıkları bazı bilgilendirici notları arkadaşları ile paylaşarak sorulan bazı sorulara cevap vermelerini istemişler. Bunun dışında, geliştirdikleri bazı drama aktivitelerini sınıflarda sunarak okul içinde insanların birbirlerine artık çekinmeden “merhaba” demeleri için teşvik etmişler. Sonuçta, birbirlerine “merhaba” diyen öğrencilerin kendi aralarında daha rahat bir biçimde iletişim kurabildikleri ve konuşabildikleri gözlemlenmiş.

Projeye güzel de bir isim koymuşlar: “don’t be shy, say hi!” — “Çekinme, merhaba de!”.

Bu yazımızda paylaşacağımız ikinci örnek proje ise, emojiler ile alakalı. Bir grup ilkokul öğrencisi, insanların artık hissiyatlarını dile getirmek için emojileri daha sık kullandığını, fakat emojiler ile tam olarak neyin kastedildiğini pek de bilmediklerini tespit etmişler. Bu konuda farkındalık oluşturmak ve aslında hangi emojinin hangi anlama geldiğini gösteren basit bir broşür hazırlayarak okuldaki arkadaşları ile paylaşmışlar.

Girişimlerini 330 kişiye ulaştırmayı başarmışlar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *