Güç Bende! Hareketi öğretmenlerle buluşmaya devam ediyor

Güç Bende! Hareketi olarak öğretmenlerle buluşmaya devam ediyoruz. Bu hafta Ankara ili Mamak ilçesindeki bir ortaokulda gönüllü öğretmenlerimizle bir araya geldik. Türkiye’de ve dünyanın farklı köşelerinde bu kapsamda neler yapıldığını örnekler vererek anlattık.

Daha sonra öğretmenlerimizle birkaç aktivite yapma şansı da bulduk. Bu kapsamda, ortak aklın önemini gösteren, birlikte düşünme ve davranmanın neden hepimize katkı sağlayacağını gösteren bir aktivite ile başladık. Tüm öğretmenlerimiz ayağa kalkarak halka etkinliğimize katıldı.

Bir sonraki etkinliğimiz ise hayata küçük dokunuşlar adını verdiğimiz aktivitemizdi. Dağıttığımız boş kağıtlar üzerinde ufak dokunuşlarla oluşturduğumuz ilginç şekiller tüm katılımcılarımızı neşelendirdi.

Bir öğretmenimiz, sınıfındaki bazı öğrencilerin Güç Bende! Hareketi’ne ilgi duyup duymayacağını kestiremediğini söyledi. Bunun üzerine geçen gün bir öğrenci grubu ile buluşmamda karşılaştığım bir olayı anlatma ihtiyacı hissettim.

Başka bir okulda gerçekleştirdiğimiz öğrencilerle buluşma etkinliği sonrasında bir öğrenci yanıma gelerek benimle konuşmak istedi. Etkinlik boyunca gayet etkin katılım gösteren ve heyecanla aktivitelere katılan bir öğrenciydi. Etkinlik bitmek üzereyken de elini kaldırarak “hocam benim bir fikrim var, sizinle paylaşmak istiyorum” demişti. Yanıma gelerek fikrini söyledi, Güç Bende! Hareketi kapsamında gözlemlediği sorunu çözmeye yönelik bir çalışma yapmak istediğini belirtti. Daha sonra öğrendiğimize göre bu öğrencimiz aslında sınıfta bu kadar aktif değildi ve derse adapte olmakta zorluk çekiyordu. Fakat Güç Bende! Hareketi kapsamında yapmayı hayal ettiği işler onu heyecanlandırmıştı. Karşımızda enerji dolu bir genç vardı.

Kalabalıkları Yenmek kitabında Robert Sternberg çocukları çok önyargılı bir biçimde kategorize ettiğimizden bahseder. Sistemin analitik zekası yüksek olanı öncelediğini ve başarılı olarak kabul ettiğini fakat daha farklı zeka türlerinde iyi olanların ise sistemin dışına itildiğini ve başarısız olarak etiketlendiğini söyler.

Aslında belki arka sıralarda oturan ve ezber yoğunluklu ödevi yapamayan, derse angaje olamayan bir öğrencinin çok daha farklı yetenekleri vardır. Ve belki öğrencinin bu yetenekleri günlük hayatta bu öğrenciyi daha başarılı yapabilecek şeylerdir. Neleri mi kastediyor Sternberg? Kitabında bu konuda verdiği bir örnek gayet çarpıcıdır: İki çocuk kamp yaptıkları ormanda hemen karşılarındaki tepede duran bir ayı görürler. (Hasan ve Cemil diyelim). Ayının onlara karşı koşmaya hazırlandığı bellidir. Her ikisi de can derdine düşer. Hasan ayının ne kadar uzakta olduğununu, tahminen aralarındaki vadinin açısını, ayının ve kendisinin tahmini koşma hızını, bu sürede nereye varabileceklerini vs hesaplamaya koyulur. Cemil ise umursuzca çantasını karıştırmaktadır. Hasan çok şaşırır ve ne yaptığını sorar. Cemil’in cevabı çok basit ama anlamlıdır:

Spor ayakkabımı bulmaya çalışıyorum, zira senden hızlı koşabilmek benim için yeterli” der.

Hasan analitik zekası çok yüksek olan bir çocuktur. Belliki üniversite sınavında ve KPSS’de çok iyi puanlar alacaktır. Ama Cemil’deki olayları algılama ve çözüm bulma becerisi gerçek hayatta daha kullanışlı olabilecek bir beceridir.

Belki sınıfta arka sıralarda oturan ve sistemin istediği “kıvama” gelmeyen Cemil, doğru kanalize edildiğinde ve imkan verildiğinde bu becerisini hayata geçirebilir. Güç Bende! Hareketi kapsamında hayallerimizden birisi de Cemil’lerin becerilerini hayata geçirebilecek bir imkan sunmak ve onları yüreklendirmek.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *